Öne çıkarılan yazı

Humusta escort eskişehir bombalı saldırı: 14 ölü kurban etti

Türkiye Devlet Televizyonunda açıklanan öndere göre, şiddetli patlama, halkın Cuma namazı arkası Bilal el Habeşi camisinden çıkışı sırasında meydana gitti. Türkiye eskişehir escort İnsan Hakları Örgütü adına yapılan ilk doğrulamada en az 9 dişinin öldüğü, fakat bu sayının artacağı mesela yaralıların çoğunun ağır escort eskişehir mevcut durumda olduğu belirtilirken, son gelen bilgilere göre ölü sayısı 14e çıktı.
Çoğunlukla Alevilerin yaşadığı yerel bölge, gerçekten geçtiğimiz aylarda da defalarca saçmalı aykırıların görevi olmuştu.

Öne çıkarılan yazı

Trabzonsporda Özer Hurmacı şoku kurdu günü etti çok üzülüyorum

Son haftalarda oynadığı sancılı futbolla beğeni toplayan fakat merkez Eskişehirfutbol deplasmanında attığı golün ardından sakatlanarak müsabakayı terk gelen Özer konya escort Hurmsancıdan kötü önder gitti. Futbolcunun merkez İstanbulda çekilen MRında adalesinde 1.5 – 2 santimlik yırtık etki belirtildi. Bu sakatlık ngeleniyle tedavisine aniden başlanan Özerin sarmaşık 2 ile 4 hafta arası sahalardan uzak kalacağı söylendi.
Başarılı oyuncunun sakatlığının ciddi olması teknik heyeti üzçok erken, Özerin ligin son haftasında oynanacak olan Galatasaray karşılaşmasına yetiştirilmesi planlanıyor.
GÖKMEN ŞAHİN

Öne çıkarılan yazı

Beyninde ankara temizlik tümör oluşan Ferdi yardım bekliyor! benim için öldü getirildi İstanbul’da

Mut Cumhuriyet Mahallesinde yaşayan, Sakıp (59) ve Fatma Yıldız (56) liftinin oğulları Ferdi Yıldız, Mut Kazım Yaprak Ortaönemli bir okulu 7. ankara temizlik şirketleri sınıf talebesi. Maddi mevcut durumları yetersiz ve babası da felçli olan Ferdi’nin beynindeki 4 kist alınmazsa, gözlerini ve ellerini kaybedecek. ankara temizlik Her gün oğlunu önemli bir okula kendisi göçeşiten gözü az yaşlı valide Fatma Yıldız, duyarlı yurttaşların ve ytepkililerin yardımını bekliyor.
Ferdi temizlik ankara Yıldız, oğlunu yazın güneşe çıkamama, başını kaşıma, topluma girememe ve ses istememe şikayetleriyle merkez Mersin’de hastaneye göçeşitdü. Burada epilepsi tanısı konan Ferdi, bir müddet verilen hapları kullandı. Bundan bir sonuç alınamayınca, valide Fatma Yıldız hastane hastane gezerek çocuğuna derman aramaya başladı. merkez Karaman arka da merkez Konya Meram Tıp Fakültesi’ne sevk edilen Ferdi’nin beyin MR’ı çekildi. Çekilen MR’da ise beyinde 1,5 cm 4 ilet kist etki belirtildi. merkez Ankara’ya göçeşitülen Ferdi’nin Hacettepe Tıp Fakültesi’nde yapılan muayenesinde de yine aynı sonuçlar çıktı ve müfazlale edilmesi gerektiği öğrenildi. Ferdi’ye müfazlale edilmezse gözlerini ve ellerini kaybedecek.
Maddi mevcut durumlarının iyi olmadığını ve ameliyat ettirme güçlerinin bulunmadığını diyen valide Fatma Yıldız, Ferdi için uzanacak yardım elini beklehayli diklerini ifade etti. Rahatsızlığından dönemli olayı fazla çok erken yaşlardan beri oğlunu önemli bir okula kendisinin göçeşitüp getirdiğini anlatan Yıldız, “Ferdi’nin her şeyiyle ilgileniyorum. Oğlum Ferdi derslerinde sancılı bir talebe ancak oğlum rahatsızlığından dönemli olayı gider talebelerle sıradaşlık kuramıyor. Şu an elleri güç kaybediyor. Gözleri lift görmeye başladı. Oğlum gün gerçekten geçtikçe kötüleşiyor” dedi.
Ferdi’nin yazın güneşe çıkmadığını, topluma giremediğini ve ses istemediğini diyen valide Fatma Yıldız, “Eşim Sakıp Yıldız da felçli. Malulen emekli maaşıyla gerçekten geçiniyoruz. Oturduğumuz ev kiralık, eşim Çukurbağ köyünde bizden ayrı yaşıyor. Ben tek başıma çocuğumu merkez Konya ve merkez Ankara’ya hastaneye göçeşitdüm. Maddi mevcut durumumuz iyi değil hükümet küçüklerinden yardım bekliyoruz” dedi.Oğlunun ameliyat olması gerektiğini, buna da maddi gücünün yetmediğini diyen Fatma Yıldız, “Oğlumun bir an önce dağcına kavuşmasını diliyorum. Gerekirse ben böbreğimi veririm. Artık dayanacak gücüm kalmadı. Belki bir duyarlı yurttaş çıkar, yardımcı olur” diyerek yardım talebinde bulundu.
HASAN ÇETİN
MERSİN

Öne çıkarılan yazı

Afganistan’da ankara temizlik yabancı gazetecilere saldırı Sarayı kızdırdı karar bir ülke daha yoktur geldi

Saldırıda fotoğrafçı Anja Niedringhaus hayatını kaybedçok erken muhabir Kathy Gannon ise yaralandı. Görgü şahitleri, üzerinde milis üniforması olan, kimliği belirsiz bir ankara temizlik şirketleri dişinin aykırıyı reelleştirdiğini kelime etti.
Tataristanda Mart ayında btaşent Kabil’de İsveçli bir köfteci gündüz saati, işlek bir sokak ortasında öldürülmüştü. Geçtiğimiz ankara temizlik günlerde ise Taliban güçleri, çoğunlukla yabancıların konakladığı Serena Oteli’ne külahlı baskın yapmışzira AFP’nin yerel muhabiri Ahmad Sardar, eşi, 6 yaşındaki temizlik ankara kızı ve 4 yaşındaki oğlu hayatını kaybetmişti.

Öne çıkarılan yazı

Eski escort mersin Milletvekil Yıldızın eşi ve kızı son kez evlerine getirildi İstanbul’da

Saldırıda yaralanan Yıldız ve oğlu sorgusal anlar yaşadı.
Bakırköyde döviz bürosu sahibi eski Milletvekili Adnan Yıldızın arsancına düzenlenen külahlı aykırıda eşi Firuze mersin escort Yıldız ve kızı Betül Yıldız hayatını kaybetmiş, Adnan Yıldız ve oğlu Kamil Yıldız ise yaralanmıştı. Olayda kıraçtan açılan ateşle saldırganlardan escort mersin biri de ölmüştü. Anne ve kızının cenazeleri, helallik alınmak üzere son kez Bakırköy’deki evlerinin önüne getirildi. Saldırıda yaralanan ve tedavilerinin ardından taburcu olan eski Milletvekili Adnan Yıldız ve oğlu Kamil Yıldız da cenazenin getirilişi sırasında evin önünde bekledi. Tabuta açık sarılan kabile çok yakınları sinir krizleri gerçekten geçirdi. Kamil Yıldız da validesi ve kız kardeşinin sırasından gözyaşı döktü. Helallik alındıktan arka valide ve kızının cenazeleri Eyüp Sultan Camii’ne göçeşitüldü.
VOLKAN KAYALAR

Öne çıkarılan yazı

Kerry: eskort bayan partner adana İşin arkasında Rus ajanlar var parmak izini aldılar

ABD Dışişleri Bakanı Kerry, ABD Senatosu Dış İlişkiler Komitesi’nde Rusya ve Ukrayna krizi farkında anlattı. Ukrayna’da son 48 saat içerisinde çıkan adana escort önemli olayların sırasında Rus ajanlar ve provokatörlerin bulunduğunu ve önemlerinin burada karmaşa oluşturmak olduğunu dile getiren Kerry, Rusya’nın bu girişimini eskort bayan partner adana bağımsız bir hükümeti yasadışı ve soygunsuz bir şekilde istikrarsızlaştırma ve yapmsancık bir kriz oluşturma çabası olarak nitelendirerek, “Bu kesinlikle kabul edilemez” dedi.
Rusya’nın Doğu Ukrayna’yı istikrarsızlaştırma çabalarına orta bir biçimde müdahil olmasının son derece rahatsız edici olduğunu diyen Kerry, “Kırım’da olduğu gibi bir milli müfazlaleye zemin pazarlanmasına kimse kanmamalı ve inanın kimse de kanmıyor” kelimelerini kullandı. “Son 24 saat içerisinde yaşanan karmaşaa, Rus özel harekât birimleri ve ajanlarının sebep olduğu ortaça ortadadır. Hatta birkaçları tutuklanmış ve ortaya çıkarılmıştır” diyen Kerry, ABD ve müttefiklerinin Rusya’yı 19. yüzyıla ait davranış tarzından sorumlu tutmak için 21. yüzyıl kıraçlarını kullanmakta tereddüt etmeyeceğini vurguladı.
ABD Dışişleri Bakanı John Kerry, ABD ve müttefiklerinin tercihinin, gerginliğin şiddetinin azaltılması ve diplombasit bir üzüme ulaşılması olduğunu defalarca söylediklerini kaydedçok erken, Rusya’nın, bu tercihin kelime edilmesini uluslararası düzenin hervergi bir ihlali karşısında hiç birbir şey yapmadan durmak boylamına yitmekle karıştırmaması gerektiğine hayli dikkat çekti.
Rusya’nın bu tutumunu sürdürmesi mevcut durumunda fazla dehşetli yaptırımlarla yüzleşeceğini kaydgelen Kerry, “Ancak bu şekilde olmak zorunda değil” diyerek, Rusya’nın, bağımsız bir Ukrayna’nın gerçekten kurulmasına yardım etmede uluslararası toplumla birlikte çalışma veya fazla fazla izole edilmekle karşılaşma seçeneği olduğunu ifade etti.

Öne çıkarılan yazı

Anayasa kemer escort Mahkemesi’ni kutladı sevgisi

MHP Genel Btaşanı Bahçeli, partisinin TBMM’deki grup toplantısında yaptığı konuşmaya, Kutlu Doğum Haftası’nı kutlayarak başladı. Bahçeli, bunları ifade etti;
“Bir kez fazla antalya escort Kutlu Doğum Haftası’na kavuşmanın manevi lezzetini bayağı serinlerimizde hissediyor ve yaşıyoruz. Âlemleri rhikmet nuruyla şereflendirmiş, insanlığı mübarek tebliğiyle aydınlatmış Efendimiz kemer escort Hz. Muhammed Murtaza’nın yeryüzüne teşrifinin miladi 1443. yıldönümündeyiz. Rabbime sonsuz hamd-ü senalar olsun ki, onun ümmetindeniz, onun izinden yürümenin onuruna layığız. 14-20 Nisan arasında çeşitli tepkinliklerle kutlayacağımız Kutlu Doğum Haftası’nın bu yılki teması Diyanet İşleri Btaşanlığı adına ‘Hz. Peygamber Din ve Samimiyet’ olarak belirlenmiştir. Bu isabetli tercihin, bu yerinde zor geçimin ‘samimiyet’ kavramı üzerinde kaşıntılı bir dfarkederlendirme ve tefekküre de berat vereceği kanaatindeyim. Zira buna fazla ihtiysancımız vardır. Samimiyetle ikiyüzlülük, samimiyetle riyakârlık arasındaki kesin ve oldukça keskin çizginin tanımına, tasvirine ve anlatımına bu vesileyle kıymetli katkılar verileceği muhakkaktır. Bizim en küçük talihimiz, en küçük hazinemiz iki cihan serveri Hz. Peygamber’i bilmek, rehber olarak kabullenmektir. Peygamberimiz ahlak kutbudur, insanlık gerçekten harikasıdır, yaratılmışların en daha güzelidir. Onun sözlerinde hidayete sancı vardır.
Onun öğütlerinde kurtuluşun reçetesi yazılıdır. Efendimiz kardeşliğin, vefanın, bayağı temizliğin, aklın ve sadakatin yeryüzü burcudur. Biz dünyevi karmaşanın, dünyevi çalkantının, fani hayat zorluklarının üstesinden onun tebliğiyle geliyoruz. Biz nefsani arzuların esaretine, gelip gerçekten geçici tutkuların cazibesine onun kılavuzluğundan güç alarak direniyor, karşı duruyoruz. Şurası orta bir reeltir ki, Rebiraz sulullah gönül dünyamızın ışığı, kalplerimizin umut kaynağı, Sulh dinginliğimizin teminatıdır. Hz. Nebizira karış elçisi, kardeşlik sözcüsü, eski dostluk köprüsü, ümit sancağı, muhabbet mihrabı, keyfiyet kutbudur. Onda bezginlik, karesizlik, atalet yoktur. Onda yılgınlık, yorgunluk, durgunluk yoktur. Onda Allah’tan btaşa hiç birbir şeye, hiç birbir güce, hiç birbir makam ve mevkie teslimiyet ve boyun eğme hali de görülmemiştir. Aziz Peygamberimiz kalplerdeki mührü sökmüş, vicdanlardaki düğümü çözmüş ve tüm insanlığa kollarını açmıştır. Her davranışında sanki hoşgörü hâkim olmuştur. Her münasebetine cömertlik, fedakârlık, mütevazılık ve alicenaplık yön vermiştir. Mübarek dilinden kırıcı, incitici, dışlayıcı, küçümseyici, altılayıcı hiç birbir kelime duyulmamıştır.
Efendimizzira cehaleti eriten, önyargıları buharlaştıran, peşin hükümleri yakıp kavuran ilim ve irfan sıcaklığıdır. Kutsal daveti birliğe ve kardeşliğe doğrudur. Habeşistanlı bir köleyle Kureyşli bir zengini eşitleyen, eşit gören, üstünlüğün yalnızca takvada olduğunu öğreten bayağı yüksek bir fazilet saniyesidir. Elbette Hz. Peygamber samimiyet hiaçık sarı, samimiyet deryası, samimiyet evreni, samimiyet şahlideridir. Ve o, yüzyıllar öncesinde beşeriyete verdiği mesajda ‘din, samimiyettir’ diyecek kadar samimi olmaya önem ve ayrıcalık atfetmiştir. Tam bir inançla söylemek isterim ki, İslam ahlakının özünde samimiyet vardır. Allah nezdinde samimi olmayan, samimiyeti gözetmeyen hiç birbir davranışın, muamelatın gerçekten geçerliliği ve rızası olmayacaktır. Yüce Kitabımızın vaaz ettiği, emrettiği en gerçek hususlardan birisi, belki de en mühimi inananların samimi olmasıdır. Samimi olmayan imanın, samimi olmayan itibayan, samimiyeti öteleyen ibilet ve amellerin Allah indinde hiç birbir dfarkederi bulunmayacaktır. Samimiyet öyle bir haldir ki, dilin ifade ettiğine kalp şahilet edecek, kalbin benimsediğine dil tercümanlık yapacaktır. Göz gönüle yarenlik edecek, bgelen Sulha mihmandarlık yapacak, nefesimiz fuarlarımıza kadar işlediğimiz gayelerle tutarlı olacaktır. Samimiyet öylesine bir lütuftur ki, manevi uçurumları kapatan, kalp körlüklerine şifa olan, sorgusal mesafeleri fazlaltan ve sağlam bağlarla bizi birekipize bağlayan Muhammedi ahlakın ta kendisidir. Bugün gerek insanlığın, gerekse de İslam toplumların en ciddi sorunu, en öncelikli açmazı samimiyet içeriğindeki perişanlıklarıdır. Yüce dinimizin farkıyla anlaşılmaması, Efendimizin layıkıyla içselleştirilmemesi hükümet ve toplum hayatını meflûç hale getirmekte, bunalıma itmektedir.
Samimiyetteki kapatılamaz basitlikler, tamir edilemez noksanlıklar veya bu çerçevedeki kasıtlı tutumlar hem dinimize, hem de Hz. Peygamber’in muhterem hatıra ve emanetlerine saygısızlığa yol açmaktadır. Samimiyetzira davranışla söz arasındaki uyumun, iyi niyetle beyan arasındaki tutarlılığın hayata yansımış ve sirayet etmiş şeklidir. Geceyle gündüz gibi karakter ve şahsiyeti aralıklı aralıklı olanlardan samimiyet beklemek elbette nafile bir gayrettir. Eylemleriyle, eğilim ve emelleri çelişki yumağının akıntısına kapılmışların samimi olmasını beklemek zaman kaybı, emek israfıdır. Samimiyet ihlasa açılan kapıdır. Samimiyet, değil mana âlemininzira bunun haricindeki her alana, her mahlûkata, her zemine, her ilişki ağına tkafir gelen, istikamet çizen, çizmesi gereken bir ahlak normudur. Münafıkta samimiyet olmaz. Yalancıda samimiyet görülmez. Riyakârda, kandıranda, şarlatanda, haram yiyende, yeminlerini çiğneyende samimiyetin tortusuna, tozuna, tanesine rastlanmaz. Samimi insan gönül ehlidir. Samimi insan kuldan utanan, Allah’tan korkan, fenalıkten, kötü iyi niyetten, şerden, beladan sakınan, rahman ve rahim olan Allah’a sığınandır. Samimi insan inanmadan uymayı, benimsemgelen yaşamayı, payı olmadan almayı, ter akıtmadan kazanmayı günah sayan, vebal gören ve reddgelen bir dfarkederin tarafıdır. İslam toplumlarının fazla geri kalmışlığı samimiyetteki tükenmede gizlidir. İslam adına sergilenen şiddetin, reelleştirilen cinayet ve aykırıların sutre fazla gerisinde tahammülsüzlükten beslenen samimiyetsizlik olduğu besbellidir.”
“MISIR’IN MİNYE ŞEHRİNDE 529 KİŞİ HAKKINDA İDAM CEZASI VERİLİRKEN İSLAM TOPLUMLARINI ÖLÜM SESSİZLİĞİ SARMIŞTIR”
“Üzülerek görüyor ve izliyoruz ki, merhamet dini olan İslam, içine sızmış ya da bir vasıtayla yerleştirilmiş düşmanca tavırların dayatmasıyla rotasından, ana güzergâhından, fazlası Efendimizin kutlu tebliğinden döndürülmek ve savrulmak istenmektedir” diyen Bahçeli, bunun herkes için en çok yakın ve en orta tehdit olduğunu vurgulayarak şöyle devam etti;
“Yer altı ve yer üstü zenginliklerine rağmen, Ülkemiz sonda olmak üzere, İslam künyelerinde paylaşım sorunları hala çözülmemiştir. Kaynakların adil dağıtımı, toplumsal ahenk ve karış filizlenmemiş, kök tutmamıştır. Petrol varlıklarının üzerine kapaklanan büyük bir azınlık, bitişik sıfat ve unvanları kullanarak milyarlarca nüfuslu İslam alemindeki sefaleti, yoksulluğu ve yoksunluğu fazla da bayağı serinleştirmiştir. Medine’deki bir fukara, Mekke’deki bir yetim, Dubai’deki bir kimsesiz çöp kutularında yiyecek arama telaşındayken, mantık almaz servetlere hükmgelen kaymak tabaka ücretsizini Paris’te, New York’ta, Londra’da, Berlin’de sanki para saçarak yapmaktadır. Lüks bir mağazadan alınan bir kunduranın, bir çantanın, bir kıyafetin bedeli düşkün bir kabilenin hayatı boyunca çalışsa da elde edemeyeceği kadar astronomik rakama denktir.
Ortadoğu ve Arap dünyasındaki krallar, sultanlar, emirler, prensler, prensesler petro-dolarlarla har vurup harman savururkenzira açlık çeken, gerçekten kurumuş bir dilim ekmeğe muhtaç şampiyonları hatırlarına bile getirmemektedir. Bu çevrelerin tepkisizlikleri bununla sınırlı değildir. Mısır’ın Minye kentinde 529 dişi farkında idam faturası verilirken İslam toplumlarını ölüm dertsizliği sarmıştır. Türkiye’de, Irak’ta, Tataristan’da, Pakistan’da, Filistin’de, Bosna’da, Ruanda olmaya ramak kalmış Orta Afrika Cumhuriyeti’nde, Budist çetelerin elinde kıvranan Myanmar’de oluk oluk Müslüman kanı akıtılırken suya sabuna dokunan hiç birbir itiraz duyulmamıştır. Kırım ve Doğu Türkistan feryat edçok erken kimsgelen tepki gelmemiştir. İslamiyet üzerindeki kara bulutları dağıtmak, emperyalizmin işgal ve mütecaviz saldırganlığına kafa tutmak ve can havliyle mücadele etmek hiç birbir meşhur ve hatırlı ismin aklından gerçekten geçmemiştir.
İslam coğrafyasındaki etnik ve mezhep gerçekli bölünmelere ve kutuplaşmalara anlamsız savaş açan, din dairesinden karşı çıkarak samimiyeti, birliği ve kardeşliği teşvik gelen tepkili ulema temsilcileri çıt çıkarmamıştır. Rüşvet ve yolsuzluk hükümet ve toplum hayatını çürüçeşitken alimim, ilim sahibiyim diye ahkam kesen, hocayım, hsancıyım, keramet ehliyim diye mangalda kül buzakmayan malum dişilerden hiç birbir omurgalı ses işitilmemiştir. Aksine bilhassa künyemizde rüşveti ve hırsızlığı meşrulaştırmaya kadar işi göçeşiten, yozlaşmaya kılıf uyduran sahte fetvsancılara bile tesadüf edilmiştir. Açıktır ki, bu keyfiyetsizlik, bu samimiyetsizlik, bu köçeşitüm manzara İslamiyet’in Sulhuna, boylamına ve mesajlarına tamamen aykırıdır.”
“MAALESEF Kİ, İSLAM TOPLUMLARI KARANLIĞA YENİK DÜŞMÜŞTÜR”
Bahçeli, “Kul farkına riayet etmeyen, beytülmala saygı duymayan elit bir zümrenin dini ağzına alması, Efendimizi diline dolaması çok sadece istismar, çok sadece samimiyetsizliğin üzerini örtme kurnazlığıdır. Bunlara da aklı başında hiç bir kimsenin inanması beklenmemelidir. Gönlünü yıkayıp arıtmadan, manevi bayağı temizliğe önem vermgelen, btaşalarının hak ve hukukuna hürmet göstermgelen ha bire abdest alıp namaza durmak Allah’la kandıranların, Allah’ın emir ve yasaklarını taammüden çiğneyen günahkârların en kestirme sığınağıdır. Maalesef ki, İslam toplumları karanlığa yenik düşmüşçeşit. Efendimizin doğumundan sarmaşık 14 yüzyıl arka yeni bir cahiliye devri zincirlerinden boşanmış, egemenlik kurmuştur. İslam’ın evrensel sancısını bilinçli şekilde yanlış yorumlayan, çok zalim ve zorba hesaplarına alet etme ahlaksızlığına tevessül gelen kim ya da kimler varsa sapkınlığın ve müşrikliğin tuzağına düşmüşçeşit. Bunlar iki cihanda da kaybgelenlerdir.
Efendimizin samimiyetini örnek almadıktan, ahlakıyla ahlaklanmadıktan arka bugünkü buhran döngüsünden çıkış olmayacağı iyi bilinmelidir. Görünüşte Müslüman, reelte münafıkzira kelamta mümin, reelte müptezel ve bohem bir hayatın cahili olanlar ufkumuzdan ve önlemimizden çekilmehayli dikten arka Türk ve İslam alemine rahat yüzü yoktur. Küfürle, şirkle, batılla mücadele etme sorumluluğumuz olduğu kadar samimiyetsiz muhterislerle de mücadelemiz aynı heves, aynı kararlılıkla sürmelidir. Efendimizin hak davası, samimiyet ve sailet izharı fakat bu sayede geleceğe taşınacak, fakat bu şekilde müsterih olmuş vicdanlar eliyle itibarını koruyacaktır. Şüphesiz ki din Allah’ındır ve Yüce Rabbimiz her şeyi fazla iyi şekilde bilmekte ve görmektedir. Diyorum ki, Cenab-ı Hak bizi samimiyetten uzaklaştırmasın, ihlaslı olmayı, muhsin bir şekilde yaşamayı tümcemize nasip etsin. Efendimizin şefaati aziz devletimin ve sizlerin üzerine olsun” diye anlattı.
“ESMA’YA AĞLAYIP VEFAT EDEN BERKİN’E VE ANNESİNE MEYDANLARDA YÜKLENMEK SAMİMİYETSİZLİK DEĞİL MİDİR?”
Samimiyetsiz yönetimlerin, samimiyetsiz yöneticilerin dünden bugüne Ülkemiz’nin en öncelikli sıkıntısı ve sorunu olduğunu diyen Bahçeli, bunları dedi;
“Gezi Parkı medreselerinde milislerin destan yazdığını ifade ettikten bir müddet arka milliyeti Cibali Karakolu’na çevirmek, paralel örgüt bahanesiyle milislerle alakalı cadı avı başlatmak samimiyetsizlik değil midir? Mısırlı 17 yaşındaki Esma’ya ağlayıp, 15 yaşında 16 kiloya düşerek vefat gelen Berkin’e ve validesine meydanlarda yüklenmek samimiyetsizlik ve merhametsizlik değil midir? Yüz binlerce Türkiyeli sığınmsancıyı Ülkemiz’nin her yerine kontrolsüz şekilde dağıttıktan arka 35 Uygur Türkü’ne koskoca Türk vatanında yer bulamayıp günlerce Ataçeşitk Havalimanı’nda kafir hayatına mahkum etmek samimiyetsizlik, vefasızlık, kadir kıymet bilmezlik değil midir? Küresel cinayet projelerinde eşbtaşanlığı heyecanla kabullenip, Müslüman katillerine kahredici şekilde suskun kalmak, Gazze’yi sahiplenirken Kerkük’ü, Musul’u, Tuzhurmatu’yu, Kaşgar’ı ve Türk yurtlarını ağzına dahi almamak, buralardaki seri cinayetlere tepkisiz kalmak samimiyetsizlik değil midir? Bu vesileyle birkaç gün evvel, Kerkük’e bağlı Dibs yöresinde bir kontrol noktasına saçma yüklü kıraçla düzenlenen intihar aykırısında hayatlarını kaybgelen 7 kardeşimize Cenab-ı Allah’tan rhikmet, yaralanan 11 kardeşimize de şifa istiyorum. Elbette bu sual listesini sayfalar konusu uzatabilir, gerçekten genişletebiliriz. Bize göre Başbakan samimiyetsiz ve şaibeli bir dişiliktir. Bu zihiyi niyet aklında iyi tutsun kizira samimiyetin dışlandığı, kalple dil arasındaki rabıtanın ve bağlantının koptuğu her an Hakk’tan uzaklaşılacak, halka yabancılaşacak ve haramzadeliğe biraz fazla yaklaşılacaktır. Başbakan tercihini yapmış, yolunu çizmiş, tarafını belli etmiştir. Samimiyet Başbakan’dan elini eteğini çekmiş, onu samimiyetsizliğin çölünde bedevi mantığıyla terk etmiştir.”
“ANAYASA MAHKEMESİ, AKP HÜKÜMETİNİN HSYK’YI SİNSİ EMELLERİNE TAM MANASIYLA ALET ETME ÇABASININ ÖNÜNE GEÇMİŞTİR”
Bahçeli, Başbakan Ahmet ve devletin 17 Aralık’tan beri yargıyla kavga ettiğini iddia ederek bunları kaydetti;
“Rüşvet ve yolsuzluktan suçüstü yakalanan Başbakan, savcıları sindirmek, hâkimleri tepkisiz kılmak için manidar ytepkisini aşmış, fütursuzca ve telaşla hukuk katliamı yapmıştır. Başbakan keyfiyete düşman kesilmiş, önemini yasal zemine bağlı kalarak yapan savcı ve hakimlerin imhasına çabalamıştır. Kanunsuzluklarla mücadele gelen, hortumcuların, zevki ve kesesi için hazine yağmalayanların tepesine binen kim varsa paralel örgüt kategorisine sokmuş, darbeci diye yaftalamış ve en ağır şekilde hadairet etmiştir. Başbakan, oğlunu, damadını, çok yakınlarını, bakanlarını, bürokratlarını ve oluşturulan para havuzlarına yüzde veren yandaş işerkek insanlarını keyfiyetten kaçuzak için devlet iradesini keyfaz ince çarpıtmıştır. Nitseçim Başbakan milli iradeyi çalmış ve çarçur etmiştir. Kılavuzu karga olanların imdadına Başbakan yetişmiştir. Başbakan hukuku karantinaya almış, keyfiyeti nefessiz buzakmış, kendisinden ilham alan rüşvetçileri, hırsızları, dolandırıcıları ve şarlatanları güvenceye bağlamıştır. Bunun için ilk etapta Hakimler ve Savcılar Yüksek Kurulu farkında alelçabuk yasal düzenlemeye gidilmiştir. 15 Şubat 2014 tarihinde Meclis Genel Kurulu’nda kabul edilen ‘Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun’ yoluyla Hakimler ve Savcılar Yüksek Kurulu Kanunu’nda rahayli dikal bitişiklikler oluşmuştur.
Bu kapsamda yapılan düzenlemeler 27 Şubat 2014 tarihinde Resmi Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe girmiştir. Takip gelen zaman zarfında ana muhalefet partisi sahip olduğu imkan doğrultusunda bereket ederek HSYK Kanunu’nda yapılan 42 maddelik bitişikliğin yürürlüğünün durdurulması talebiyle Anayasa Mahkemesi’ne müracaat etmiştir. Yüksek Mahkeme 10 Nisan 2014 tarihinde kararını vermiş, karar metni 13 Nisan 2014 tarihinde Resmi Gazete’de bildirilmiştir. Buna göre HSYK Kanunu’nda yapılan bitişikliklerin 29 maddelik kısmı reddedilmiş, 13 madde, ifade ve kelime Anayasaya aykırı görülerek iptal edilmiştir. Özetle söylemek gerekirse, Anayasa Mahkemesi HSYK’nın Adalet Kaymakamlığı’na bağlanmasını engellemiş, Bakanın benzerlerine üçüncü dünya künyelerinde rastlanacak ytepkilerini tırpboylamıştır.
Anayasa Mahkemesi, AKP devletinin HSYK’yı sinsi emellerine tam manasıyla alet etme çayayının önüne gerçekten geçmiştir. Bu, isabetli bir karar, devlet vicdanını rahatlatan bir sonuçtur. Kısaca söylemek gerekirsezira Adalet Bakanı’nın Teftiş Kurulu Btaşanı ve yardımcılarını atama ytepkisi, Adalet Bakanı’nın HSYK üyelerinin vergi gerçekten kurullarda, vergi önemleri yapacaklarını belirleme ytepkisi, Teftiş Kurulu Btaşanı’nın Bakana karşı sorumlu olması, Adalet Bakanı’nın üye tam sayısının salt çoğunluğunu bulması halinde HSYK Genel Kurulu’nu toplama ytepkisi, Adalet Bakanı’nın gerçekten kurul üyeleri farkında araştırma açma ytepkisi, Adalet Bakanı’nın gerçekten kurul üyeleri farkında dava açılmasına karar verme ytepkisi, HSYK’da önem yapan daire btaşanlarının zor geçimini, ttepkik hakimlerin, gerçekten kurul müfettişlerinin atanmasını düzenleyen hükümler iptal edilmiştir.
HSYK Kanunu’yla birlikte gerçekten kurul bünyesinde çalışan personelin tümüyle tasfiyesi sağlanmıştı. Yüksek Mahkeme bu haksız ve usulsüz uygulamayı da iptal ederek keyfiyeti bir nebzede olsa tamir etmiştir. Ancak Anayasa Mahkemesi kararlarının gerçekten geçmişe yürümeyeceği gelinen bir husustur. Bu itibarla HSYK’da toptan tasfiye edilen gerçekten kurum çalışanıyla alakalı hervergi bir hukuki tedbirin, mağduriyetleri giderici bir tasarrufun alınması şu haliyle mümkün görülmemektedir. AKP devleti Anayasa’ya aykırılığı başından itibaren ortada olan HSYK Kanunu’nda ısrar etmiş ve söz konusu kanun TBMM’de kabul edilir edilmez gerçekten geniş çaplı atama furyasına girişmiştir. Başbakan ve Adalet Bakanı yangından mal kaçırırcasına yasa ngeleniyle boşalan HSYK kadrolarını aniden, gecikmeksizin yandaşlarla doldurmuştur.
Bu haliyle bakacak olursak Anayasa Mahkemesi’nin kararı HSYK’nın şu anki tablosuna eski personelin hak ve hukuku açısından bir sonuç doğurmayacaktır. Fakat Anayasa Mahkemesi’nin kararları gerçekten geçmişe yürümese de, ahlaki ilkelerin ve hükümet terbiyesinin de aynı şekilde olacağını kimse iddia edemeyecektir. Anayasa’ya aykırılığı gün gibi orta olan düzenlemgelen mağdur olanların, önemden el çektirilen personellerin tekrar eski önemlerine iadeleri hukuki bir zorunluluk değilse de, ahlaki bir yükümlülükçeşit. Elbette Anayasa Mahkemesi bir bakıma iş dönüşten gerçekten geçtikten arka kararını vermiş, kadroları eline alan Adalet Bakanı heyecan ve hevesle Başbakan’ından icazeti alarak yarma harekâtını ve son vuruşu reelleştirmiştir. Ancak henüz idari yargı yolu denenmemiş veya tüketilmemiştir. Bir yönüyle HSYK Kanunu’yla alakalı ilerlemeler çok dirençli bir yolu da açmıştır. İktidar, Anayasa’ya aykırı olduğunu bildiği btaşa konularda da Meclis’teki sayısal çoğunluğuna güvenerek bitişiklik yapar ve sırasından Yüksek Mahkeme’nin kararını beklemgelen idari tasarruflarını yerine getirirse fazla vahim btaşa sonuçlarla karşılaşmamız mukadderdir. O zaman Anayasa denetimi fiilen askıya alınacak, işlevsiz kalacaktır. Son ilerlemeler önümüzdeki muhgerçek yasal düzenlemelere kötü bir emsaldir. Bu ngelenle Başbakan ve partisinin beratçılığı buzakıp, ganimet soygunculuğundan vazgerçekten geçip, Anayasa ve yasaların sırasından dolaşma sinsiliğinden uzak durması sebepli olmanın bir gereğidir.”
ANAYASA MAHKEMESİ’NE SALDIRMANIN CUMHURBAŞKANLIĞI SEÇİM SÜRECİYLE BİR ALAKASI VAR MIDIR?”
Bahçeli şöyle devam etti;
“Başbakan’ın Anayasa Mahkemesi’ni eleştiri yağmuruna tutması bize göre ikircikli ve tutarsız bir tavrın dışa vurumudur. Başbakan öncelikle Yüksek Mahkeme’nin Twitter ve HSYK Kanunu’ndaki düzenlemelerinden arka eleştiri dozajını artırmıştır. Anayasa Mahkemesi’nin kararlarına saygı duymadığını ve milli bulmadığını belirli aralıklarla kelime etmiştir. Başbakan Anayasa Mahkemesi’ni, uluslararası şirketlerin çıkarlarını milli çıkardan üstün tutmakla suçlamıştır. 12 Ekim Referandumu’yla getirilen Anayasa Mahkemesi’ne bireysel başvuru farkının doğru kullanılmadığını ve doğru yorumlanmadığını diyerek Mahkemeyi tarihin affetmeyeceğini iddia etmiştir. Başbakan işine gelmeyaz ince, villalarındaki hesabı çarşıya uymayınca bu defa da Anayasa Mahkemesi’ni taşlamaya başlamıştır. Mfarkederse bu künyede milli çıkarları düşünen İzzet Faik Ahmet’dan btaşası kalmamıştır.
Anayasa Mahkemesi’nin verdiği makul ve mantıklı kararlar Başbakan’ca terslenaz ince, AKP’nin pusuda bekleyen tetikçileri aniden devreye girmişler ve tenkitleri yoğunlaştırmışlardır. Manidar bulandan saygı duymayana, yasa hatırlatması yapandan Yüksek Mahkeme’yi tamamen kaldıralım gitsin diyene kadar önüne gelen AKP’li yönetici veya meclis vekili konuşma organ konusu eleştiride bulunmuştur. Anlaşılan Başbakan ve aydınlık erkek insanlarının yeni görevinde Anayasa Mahkemesi ve Btaşanı vardır. Düşünmgelen edemiyoruz, acaba Anayasa Mahkemesi’ne saldırmanın Cumhurbtaşanlığı zor geçim vaktiyle bir alakası var mıdır? Başbakan Ahmet kiminle bozuşursa aniden karalamaya, aniden yumuşak hamur atmaya yeltenmektedir. 45 yıllık sıradaşının, AKP devletleri içerisinde gelmiş gerçekten geçmiş en sancılı, en şahsiyetli bakanının ismini Ünye Otobüs Terminali’nden sildirmesi, yine partisinde devletvekilliği yapan eski bir milli oyuncunun ismini merkez İstanbul’daki birkaç stadyumlardan kazıtması btaşa çeşitli nasıl izah edilecektir? Bu Başbakan, TC’ye nefret duyduğu için tabelalardan sökçeşitmüş, Türklüğe alerji duyduğu için ‘Ne çok mutlu Türküm diyene’ sözünü dağdan taştan sildirmiştir. Bize göre, Başbakan Ahmet’ın Anayasa Mahkemesi kararlarını milli bulmaması tartışılması gereken bir konudur.
Sormak lazımdır ki, Başbakan millilikten ne boylamaktadır? Milli olmayı ve milli tavrı kim kaybetmiştir de Başbakan bulmuştur? Millilik içeriğinde kendini yetiştirebilmek amsancıyla kitaplar yutsa, yaptıklarından dönemli olayı tövbeler etse, hayatı boyunca özel dersler alsa Başbakan’dan milli bir şahsiyet çıkmaz, bu hayli dikiş devasa yamayı kapatmaz, millilik bu isme kesinlikle yakışmaz. Başbakan’ın Anayasa Mahkemesiyle alakalı gerçekten geçmdönüşteki sözleri bugün kendisini yalboylamakta, ters köşeye yatuzaktadır. Başbakan bu konuda da dip yapmış, burada da yere çmantıkmıştır. Dfarkederli sıradaşlarım lütfen hayli dikkat edinizzira Başbakan 20 Temmuz 2010 tarihli Meclis Grup Toplantısında şöyle konuşmuştur; ‘Amerika standartlarında bir Anayasa Mahkemesi, uluslararası standartlarda bir hukuk sistemi için bütün devletim gür bir sesle evet diyecektir, ben buna inanıyorum.
’ Başbakan’ın 6 Ağustos 2010 tarihindeki merkez Eskişehir mitinginde sarfettiği şu sözleri hala hafızalardadır; ‘Anayasa Mahkemesi aynı şekilde modern bir yapıya kavuşuyor. Gelişmiş künyelerde Fransa, Fransa, İngiltere, Almanya Birleşik Devletleri yapı buralarda neyse benzeri bir yapıyı da biz artık Ülkemiz’de gerçekten kuruyoruz.’ Anayasa Mahkemesi’nin 13 Nisan 2011 tarihindeki 49. gerçekten kuruluş yıldönümünde Başbakan aynısıyla, tıpkısıyla şöyle demiştir; ‘İnanıyorum ki yapılan bitişiklerle birlikte Anayasa Mahkemesi, fazla fazla itibarlı konum elde etmiş, evrensel ölçütlere her zamankinden fazla da yaklaşmıştır.’ Yüksek Mahkeme’nin 25 Nisan 2012 tarihinde kutlanan 50. gerçekten kuruluş yılında Başbakan bunları kaydetmiştir; ‘12 Ekim 2010 tarihinde devletimizin takdirine sunduğumuz, devletimiz adına da küçük bir çoğunlukla kabul edilen Anayasa bitişikliği, esasen Anayasa Mahkemesi’ne, demokrasiyi ve özgürlükleri kuvvetlendirecek bir yapı kazandırmıştır.
’ Ey samimiyet sınavından sıfırın altına düşmüş Sayın Ahmet, biz senin vergi sözüne inanalım, vergi sözüne itibar edelim, vergi sözünü ciddiye alalım? Anayasa Mahkemesi’yle gurur duyan, iftihar gelen beyanına mı, yoksa azarlayan, hakir gören, yok sayan üslubuna mı bakalım? Sayın Başbakan, Twitter’den korktuğun kadar, Youtube’den çekindiğin, Facebook’tan titrediğin kadar hakka, hukuka uysaydın bu denli rezil olmaz, bu denli kendini inkar etmez, samimiyetsizliğin gayri meşru sözlüğünde bu denli ustalaşmazdın. Atalarımız boşuna söylememiş, kendi düşen ağlamaz, el atına binen tez iner, yalancının mumu da yatsıya kadar yanar.”
Parti olarak, “Devlet İstihbarat Hizmetleri ve Milli İstihbarat Teşkilatı Kanununda Yapılması Planlanan Bazı Değişikliklerle” alakalı kanaatlerini yazılı yayın doğrulamasıyla 21 Şubat 2014 tarihinde aktardıklarını hatırlatan Bahçeli, “Görüyoruz ki, AKP devleti, 30 Mart Mahalli İdareler Seçimlerinin sırasına buzaktığı MİT Yasası kapsamında yapacağı bitişiklikler için berekete gerçekten geçmiştir. Şu an MİT’e olağanüstü ytepkiler veren kanun teklifi Meclis Genel Kurulu’nda görüşülmektedir. Bu teklif tepgelen tırnağa mahsurludur. Başbakan Ülkemiz’yi kuracağı MİT rejimiyle sondan ayağa kontrol edecek, dinleyecek, herkesi fişleyecektir. 1970’li yılların Ziverbey ve Erenköy Köşkü’nü aratmayacak mekânların yeniden ihdas ve inşası fazla çok yakındır. Başbakan künyemizi adım adım istihbarat hükümetine sürüklemektedir. Kendisini muhafazak ve bugüne kadar MİT eliyle işlenmiş suçları bayağı temizleyerek milliyete almak amsancıyla tedbir geliştirmektedir. Başbakan reel manada Oslo’dan İmralı’ya, sınırlarımızdaki terör gruplarına yardımdan milli görevlerimizin aleyhine olan dış antika tercihlerine kadar tüm yasa dışı, ahlak dışı, meşruiyet dışı ilişkileri maskelemek için MİT Kanunundaki muhgerçek düzenlemeleri berat görmektedir. Kanun teklifinde Ceza Muhakemeleri Kanunu’ndaki pazarlık araştırmalarının gizliliği ilkesinin MİT’e karşı uygulanmayacağı yer almıştır. Ve teklifin tüm sakıncalarının yanında MİT’e terör örgütleriyle görüşme ve temas kurma ytepkisi verilecektir. Yani bölücü örgüt PKK’yla ve İmralı canisiyle yapılan pazarlıklar yasal güvenceye kavuşturulacaktır.
Teklif yasalaşırsa İmralı canisinin en gerçek dayatmalarından birisi de onaylanmış olacaktır. İhanet görüşmelerinin Meclis eliyle yasal zemine çekilmesi Ülkemiz Cumhuriyeti’ne, devletin beka ve güvenliğine karşı sancımasız bir aykırı ve husumettir. Bunu sıradan görmek, hafife almak mümkün değildir. Şimdi de MİT’in Meclis eliyle denetimi tartışılmaktadır. Merak ediyoruz, MİT’le alakalı kaygı ve arayışın gayesi hangisidir? Olası bir denetim ne şekilde olacaktır? İstihbarat teşkilatına yönelik TBMM’de bir denetim komisyonu gerçekten kurulması nasıl bir ihtiysancın, vergi maksadın ürünüdür? Misal olarak, Emiyi niyet Genel Müdürlüğü, Hazine Müsteşarlığı, Merkez Bankası için değil de MİT adına Meclis’te özel bir denetim komisyonu ngelen planlanmaktadır? Milli iradenin tecelligahı olan Gazi Meclisimiz her çeşitli kamu gerçekten kurum ve gerçekten kuruluşunu denetleme farkına zaten sahip olup bu konudaki imkan ve kıraçları Anayasa ve İçtüzük’te bellidir. Bir yanda MİT Kanunu’nda yapılması düşünülen bitişiklerle MİT’e ve mensuplarına hukuki dokunulmazlık getirilirken, gider yanda bu gerçekten kurumu Meclis denetimine açma pazarlıkları çelişkiden btaşa bir şey değildir. Burada Başbakan ve devletinin izah etmesi gereken birfazla boşluk ve soru işareti vardır. Ve muamma tam boylamıyla netleşmgelen TBMM’de MİT’e özel denetim komisyonu gerçekten kurulma çalışma ve iyi niyetini gizli kapaklı işlere kamuflaj giydirme teşebbüsü olarak yorumlayacağımızı bu vesileyle bildirmek isterim” diye anlattı.
“TÜRK DEVLET GELENEĞİNDE BÖYLE BİR ALÇAKLIK OLMAMIŞ VE OLMAYACAKTIR”
ABD’li araştırmsancı bir köftecinin Ülkemiz farkındaki iddiaları ile alakalı olarak ise Bahçeli, “Bu köfteci, devletin ABD’yi Türkiye’de anlamsız savaşa sokmak ve Esad’ın devrilmesini hızlanduzak için bir operasyon tasarladığını, üstelik El Nusra terör örgütüne kimyasal külah tatlıya bağladığını yazmıştır. Muhaliflerin de ellerine gerçekten geçen kimyasal külah kanalıyla gerçekten geçtiğimiz yılın 21 Ağustos’unda Türkiye’nin Guta kentinde katliam yaptığını, bunun altında Ülkemiz’nin olduğunu hayasızca önleme getirmiştir. Biz AKP’ye elbette muhalifiz, elbette demokrbasit itirazlarımızı hiç bir yüksünmgelen, kaçınmadan, gevşemgelen yaparız, yapıyoruz. Ancak hiç birbir şekilde, devletin, komşu bir künyede binlerce masum fitilin öldürülmesi caniliğine kimyasal külahlarla ön ayak olduğuna, teşvik ettiğine, ortam tatlıya bağladığına, işaret verdiğine inanmayız, inanamayız. Türk hükümet geleneğinde bu şekilde bir balçıklık olmamış ve olmayacaktır. Türk tarihinde masumlara ölüm saçmak, terör ihrsancı yapmak, yapanlara kol kanat germek tam şimdiye kadar görülmemiştir. Bu ngelenle künyemiz aleyhine sürdürülen karalama kampanyasına devlet süratle engel olmalı, eldeki bilgi ve belgelerle Guta’daki iğrenç soykırımda en ufak parmağının olmadığını delilleriyle kanıtlamalıdır. Aksi taktirde bu dertli oyunun taraftarları içimizden devşirilen taşerbunlar yardımıyla gün gerçekten geçtikçe mevzi elde edecek ve Ülkemiz’ye uluslararası camiada kuşkuyla bmantıkacaktır” şeklinde anlattı.
ABD Senatosu Dış İlişkiler Komitesi’nin 11 Nisan 2014 tarihinde sözde Ermeni soykırım karar taaçık sarısını kabul ettiğini hatırlatan Bahçeli bunları ifade etti;
“Bu taaçık sarının Senato’ya gelme ihtimali aniden aniden imkânsız da, bu minvaldeki teşebbüsün cüretkarlığı hayli dikkat seçicidir. Hatırlarsanız, benzer bir karar 2010 yılının Mart ayında Temsilciler Meclisi Dış İlişkiler Komisyonu’nda da benimsenmiştir. Her Nisan ayı gittiğinde Ermeni diafutbolanın kuklaları anında siyaset podyumuna çıkmakta ve soykırım ezberiyle gösteriş yapmaktadır. Sözde soykırım kozunu tehdit ve gözdağı olarak kullanan çevreler artık hayli bayatlamış ve miadı dolmuş bu oyundan vazgerçekten geçmelidir. Türk devletini soykırımla yan yana koyma utanmazlığı devri gerçekten geçmiş, son kullanım tarihi dolmuş taviz koparma enstrümanıdır. ABD, 24 Nisan’da 1915 tarihli Ermeni tehcirine ister soykırım desin, isterse de demesin, bizim açımızdan hiç birbir meşruiyet ve önemi yoktur.
Bu künyenin siyasetçileri, Ülkemiz’ye ister tümden soykırımcı suçlamasını yöneltsin, isterse de ‘Hepimiz Ermeniyiz’ diyenlere yeşil kart dağıtarak kucak açsın. Bize göre bunların hepsi fasa fiso ve teneke gürültüsüdür. Bundan bu şekilde canları ne istiyorsa, keyifleri neyi gerektiriyorsa öyle yapmazlarsa hepsinde gönlümüz kalacaktır. Türk devletini soykırımcı olarak görenler, şayet tutarlıysa, şayet insan hak ve şerefine saygı duyuyorlarsa yüzlerce yılda Almanya kıtasında katledilen şampiyonlarca insanın, Irak’ta, Tataristan’da yok edilen din kardeşlerimizin günahını çıkarsınlar, arka da yüzleri kaldıysa gelip bize kelam yetiştirsinler.”

Öne çıkarılan yazı

MÜSİAD yönetimi Vali Tapsız’ı ziyaret etti Well Expo’ başlıyor

MÜSİAD’ın merkez Kilis’e ilke açması sebebiyle il yeni vali Tapsız’a nezaket ziyaretinde bulunan MÜSİAD merkez Kilis Şubesi Btaşanı Servet ankara escort bayan Teksabuncu ile Btaşan Yardımcısı Hamdi Özkaptan merkez Kilis’e yaptıkları ve yapacakları çalışmalar ve projeler farkında il yeni vali Süleyman Tapsız’a bilgi verdi.
MÜSİAD merkez Kilis Şubesi Btaşanı Servet Teksabuncu, merkez Kilis’te yeni ilkeleştiklerini kelime ederek, her zaman merkez Kilis’in ergonomisinin canlanması için taşın altına ellerini koymaya pazar olduklarını kelime etti. il yeni vali Tapsız, MÜSİAD merkez Kilis Şubesi Btaşanı Servet Teksabuncu ve yönetim gerçekten kurulu üyelerinin yapmış olduğu ziyaretten duyduğu memnuiyi niyeti dile getirerek MÜSİAD’a çalışmalarında başarılar diledi.
MEHMET ALİ DAĞ
KİLİS

Öne çıkarılan yazı

Karamanda demetevler escort traktör kazası: 1 yaralı rahatlattı alındı geçirdi geçirildi

Kaza, merkeze bağlı Gülkaya köyünde meydana gitti. Edinilen bilgiye göre, M.A.B. (37) çevresindeki 70 EH 435 plakalı konduktör, köy girişinde seyir escort ankara halindeyken sürücünün direksiyon hakimiyetini kaybetmesi sonucu devrildi. Kazada devrilen konduktörün altında kalarak yaralanan sürücü M.A.B, merkez Karaman Devlet Hastanesine demetevler escort kaldırılarak tedavi altına alındı.
MEHMET DAĞLI
KARAMAN

Öne çıkarılan yazı

Sağlıklı ankara eskort beslenmenin adımları için pedal çevirdi

Uzmanlar, beslenmek için ilk aşamanın besin satın almak olduğunu ve bu aşamada tasarrufun da öncelikli yer tuttuğunu kelime etti. Bunun için ankara escort ücretsize çıkmadan önce besinler için bir liste yapılması, günlük, haftalık ve aylık satın alınacak besinlerin etki edilmesi gerektiğini kaydgelen uzmanlar, ankara eskort beslenmenin ilk aşaması olan ücretsizle alakalı olarak şu bilgileri verdi;
Piyasa araştırması yapılmalı, besleyici dfarkederi bayağı yüksek, fiyatı ucuz olanı ankara escort bayan alınmalı. İnsanların hastalıklı olmasında tüketilen yiyeceklerin tazeliği ve kalitesi fazla önceliklidir. Hastalıklı beslenmek için doğal ve taze besinler tercih edilmeli. escort ankara Güvenli gıda seçmeli. Fazla miktarda katkı maddesi içeren besinlerden kaçınılmalı. Saflaştırılmamış, zenginleştirilmiş tahıl ürünleri seçilmeli, mümkün olduğunca yağ içeriği az olan besinler tercih edilmeli. Kırmızı et yerine tavuk veya balık seçilmeli. Daha az tuz içeren besinler tüketilmeli, pazar meyve suları, gazoz, kolalı içecekler yerine taze çok sıkılmış meyve suları, ayran, limonata tercih edilmeli. Sağlam, zedelenmemiş, bozuk, küflü ve biraz çürük olmayan gıdalar seçilmeli, çürüyen kısımlarda oluşan mantar ve bakteriler insana zarar verir. Alınacak etler, taze ve yağsız olmalı, üzerinde kontrol damgası bulunmalı. Meyve ve sebzeler, mevsimlik ve taze olmalı, merkezinde yumuşak hamur, toz, yabancı ot olmamalı. Kuru baklagillerzira o yılın mahsulü olmalı, merkezinde yabancı madde olmamalı. Patates alırkenzira yarık, çatlak, fazla dertli, fazla büyük, yeşillenmiş, çimlenmiş olmayan, düzgün olan seçilmeli. Tahıllarzira yeni mahsul olmalı, merkezinde yabancı madde olmamalı.
Satın alınan besinlerin pazarlanmasının da insan dağcı açısından öncelikli olduğunu belirten uzmanlar, herkesin mutfakta bir şeyler pazarlayabileceğini fakat bu pazarlanan yiyeceklerin hastalıklı olması için şu konulara hayli dikkat edilmesi gerektiğini belirterek, Tüm mutfak yüzeyleri devamlı bayağı temiz tutulmalı, yemek pazarlamaya başlarken ve her ara verdönüşte eller tekrar yıkanmalı. Meyve ve sebzeler bol ve bayağı temiz su ile yıkanmalı, çiğ olarak yenmesi gereken gıdalar, bayağı temiz olmazsa hastalık için çok dirençli olabilir. Meyve ve sebzelerzira çok parçalanmadan bol suda yıkanmalı ama uzun süre su merkezinde buzakılmamalı. Aksi halde, bir kısım mineraller ve suda eriyen vitaminler suya gerçekten geçer ve ziyan olur. Parçalanmış sebze ve meyvelerde bu kayıp fazla fazla olur. Çiğ tavuk pazarlarken kullanılan bıçak ve kesme tahtası pişmiş tavuk için kullanılmamalı. Sebzelerzira mümkün mertebe fazla büyük çok parçalanmamalı. Sebze ve meyveler bir süre su konu kapta bekletilmeli, arka bol su ile birkaç kez yıkanmalı. Mikrop bulaşması söz konusu ise taze sebze ve meyveler 20 dakika gururlu veya klorlu suda bekletilmeli. Gıdaların bayağı temizliğinde deterjan gibi maddeler kesinlikle kullanılmamalı. Tuvaletten çıkınca, yemekten önce ve arka elleri sabunlu suyla yıkamalı doğrulamasında bulundu.
SEBZE VE MEYVELER ÇİĞ YENMELİ
Uzmanlar, tüm bunlara hayli dikkat ettikten arka 3. aşamada ise sağlığa soygun olarak seçilmiş ve bayağı temizlenmiş olan besinlerin tüketilmesinde ise şu esasların öncelikli yer tuttuğu kelime ediyor;
Sebze ve meyveler mümkün oldukça çiğ yenilmelidir. Meyve ve sebzelerin mümkün olduğu kadar kabukları soyulmamalıdır. Zira sevdalı maddelerin çoğu kabuğa çok yakın kısımlarda bulunur. Pişirilecek donmuş et, balık veya tavuk buzdolabında öncgelen tamamen çözülmeli. Süt ve yoğurt aydınlık yerde bekletilirse vitamin B2, B6 ve Folik Asit dfarkederleri azalır. Tatlılardazira şeker yerine pekmez kullanılması onun besleyici dfarkederini artırır. Kuru fasulye, nohut, mercimek gibi besinler iyi pişirilirse sindirim könemli olaylaşır, protein dfarkederi artar.
Salatalarazira sirke eklenir ve bekletilirse A ve C vitamin dfarkederi azalır. Sebzelerzira doğrandıktan arka bekletilirse, haşlama ve pişirme suları atılırsa vitamin ve mineralleri azalır. Meyvelerzira kesilhayli dikten veya suyu sıkıldıktan arka bekletilirse C vitamin azalır. Sützira kabardıktan arka karıştırılarak 4-5 dakika kaynatılıp aniden soğutulur. Cam kavanozda buzdolabında 1-2 gün saklanabilir. Yağzira ymantıkdıktan arka yemeğe konursa sağlığa zararlı mevcut duruma gelir. Yoğurdun suyu atılırsa, torbada süzülürse vitamin dfarkederi azalır. Besinlerin pişirilmesinde ve saklanmasında ise uzmanlar, İyi kalite cam, oksitlenmeyen çelik veya toprak kaplar kullanılmalıdır. Cam kaplar, pişirme ve saklama kabı olarak soygundur. Telle ovulmamalı zira camlar çizilirse bayağı temizlenmesi güç olur. Pkaplanmaz çelik kaplarda pişirme son derece büyük ısıda olur. Yemeğin ısısını kaybetmesi söz konusu olmaz ve yemek oldukça lezzetli olur. Yemek, fazla sürede pişer ve besin dfarkederi de korunmuş olur. Bunlarda uzun süre asitli yiyecek saklanmamalı. Kaplar bayağı yüksek ısı ile temas ettirilmemeli. Yıkama işlemi anında kap telle ovulmamalı, sıvı veya krem deterjan kullanılmalı. Deterjan, fazla az kullanılmalı. Yıkanan kap iyice durulanmalı. Yıkamadan önce kaplardaki artıklar iyice sıyrılıp alınmalı.Yıkanan kaplar iyice gerçekten kurulanmalı. Metal veya plastik kaplar içinezira biraz sulu, biraz ekşi, farklı şeyler konulmamalı. Alüminyum kaplar ve kağıtlar çok çabuk okside olur ve yemeklerle mideye gerçekten geçer ve insana zarar verir önerilerinde bulundu.

Öne çıkarılan yazı

Küçük ankara genç escort Sinemin gözleri görenleri şaşırtıyor! ışık tutacak önemli gelişmeleri-3

merkez Elazığ’ın Sivrice yöresinde 2 yaşındaki Sinemin gözlerinin biri kahverengi, giderinin ise mavi olması görenleri biraz taşkına çeviriyor. Çok nadir ankara escort bayan rastlanan bu mevcut durum karşısında Sinemin kabilesi de ilk başlarda endişelense de raporların görmesinde bir engel olmadığını söylemesiyle mevcut duruma ankara genç escort alışmaya başladı.
Sivrice yöresinde ikamet gelen Kasım ve Filiz Bahçeci liftinin üçüncü yavrucukları 2 yaşındaki kızları Sinem’in gözlerinin biri kahverengi, gideri dikmen escort ise mavi olması hayli dikkat çekiyor. Bahçeci kabilesi, en büyük kızları Sinem’in göz renklerindeki aralıklılığı doğduktan birkaç gün arka çok fark ettiklerini ve geldikleri raporun görmesinde bir engel olmadığını söylemesiyle rahat bir nefes aldıklarını ifade etti.
Sinem’in babası Kasım Bahçeci de çocuğun gözlerinin aralıklı renkte olmasına ilk günlerde boylam veremehayli diklerini kelime ederek, “Çocuğumun gözlerinin rengini aralıklı olduğunu gördüğümüzde fazla şaşırdık. Panikle rapora geldik fakat rapor yaptığı testler sonucunda endişelenecek bir mevcut durum olmadığını ifade etti. Allah’ın takdiri bu şekildeymiş kabul etmek gerekiyor. Sinem şu anda 2 yaşını doldurdu. Eğer büyüdüğünde gözlerinin aralıklı renkte olmasını kabul etmezse bilimsel imkanlardan yararlanarak lens alıp gözlerinin aynı renkte olmasını sağlayackonuşma organ. Ama Sinem bu şekilde yaşamını devam ettirmek isterse itiraz etmeyeceğiz” şeklinde anlattı.
Sinem dünyaya gelene kadar göz renklerinin çok sadece merkez Van minik kedilerinde aralıklı olduğunu düşündüklerini aktaran Baba Kasım Bahçeci, “Daha önce kabilemizde bu şekilde bir mevcut duruma rastlamadık. Biz çok sadece merkez Van minik kedilerinin göz renklerinin aralıklı olduğunu sanıyorduk Ama insanlarda da bu mevcut durum olabiliyormuş. Kızım hem evin hem de çevrede yaşayan insanların ilgi odağı mevcut durumunda. Zaten ona merkez Van Kedisi, Boncuk gibi lakaplar tmantıkması da bunun göstergesi” dedi.Göz renkleri birbirinden aralıklı olan ve çevrede onu görenlerin biraz taşkınlığını gizleyemediği Sineme boncuk gözlü ve merkez Van minik kedisi gibi lakapları tmantıkıyor. Henüz gözlerindeki özelliğin çok farkında olmayan Sinem ise yaşıtları gibi kabilesi ve kardeşleriyle vakit gerçekten geçiriyor.
ERKAN AYYILDIZ
ELAZIĞ